Alışkanlık nasıl kurulur, neden zor bozulur
Alışkanlık, belli bir bağlamda tekrarlanan davranışın zamanla otomatikleşmesidir. Kararla değil ipucuyla tetiklenir, bu yüzden niyetiniz değiştiğinde bile eski davranış yerinde durmaya devam eder. Aşağıda döngünün parçaları, bağlamın rolü ve irade anlatısının neden yanıltıcı olduğu var.
Alışkanlık döngüsü nedir
Alışkanlık döngüsü, bir ipucunun bir davranışı tetiklemesi ve davranışın ardından gelen sonucun bu bağı güçlendirmesidir. Yeterince tekrarlandığında sıra kısalır: artık davranışa karar vermezsiniz, ipucunu algıladığınız anda davranış başlar. Otomatikleşmenin faydası büyüktür, çünkü günün büyük kısmını oluşturan rutin işleri düşünmeden yapmanızı sağlar ve zihinsel kaynağı gerçekten karar gerektiren şeylere bırakır. Aynı özellik alışkanlığı değiştirmeyi zorlaştıran şeydir. Otomatik hale gelen bir davranış, siz onu artık istemediğinize karar verdikten sonra da tetiklenmeye devam eder. Bu yüzden alışkanlık değişimini bir ikna meselesi gibi ele almak sonuç vermez. Kendinizi ikna etmiş olmanız, ipucunun ortadan kalkmasını sağlamaz. Bu, alışkanlıkların kırılamayacağı anlamına gelmez. Anlamı şudur: çalışılacak yer niyet değil, davranışın içine yerleştiği düzendir. Kendi alışkanlığınıza bakarken sormanız gereken soru neden yaptığınız değil, hangi koşullarda yaptığınızdır. İkinci soru genellikle çok daha kısa sürede işe yarar bir cevap verir.
İpucu: davranışı başlatan şey
İpucu, davranışın hemen öncesinde düzenli olarak bulunan şeydir ve çoğu zaman fark edilmez. Saat olabilir, mekân olabilir, bir başka davranışın bitişi olabilir, belli bir duygu durumu ya da yanınızdaki kişi olabilir. İpucunun gücü, davranışla ne sıklıkla birlikte göründüğünden gelir. Bu yüzden alışkanlıklar aslında kişide değil, kişi ile bağlam arasında durur. Kendi alışkanlığınızı anlamak istiyorsanız davranışın kendisinden çok öncesindeki otuz saniyeye bakın: neredeydiniz, ne yapmayı yeni bitirmiştiniz, elinizde ne vardı, ne hissediyordunuz. Değiştirmek istediğinizde de ilk müdahale burasıdır. Bir davranışı iradeyle bastırmak yerine ipucunu ortadan kaldırmak ya da uzaklaştırmak, aynı hedefe çok daha az çabayla ulaştırır. Aynı mantık tersine de işler. Kurmak istediğiniz bir davranış varsa, ona bir ipucu iliştirmek yerleşmesini kolaylaştırır. Yeni davranışı, zaten her gün yaptığınız sabit bir işin hemen ardına yerleştirmek en bilinen yöntemdir, çünkü hazır ve güvenilir bir tetikleyici ödünç alırsınız. Ortamı da bu amaca göre düzenlemek gerekir: yapılacak şey görünür, engel olan şey uzakta olmalıdır.
Ödül ve tekrarın rolü
Ödül, davranışın hemen ardından gelen ve o davranışı bir sonraki sefer daha olası kılan sonuçtur. Burada belirleyici olan sonucun büyüklüğü değil, ne kadar yakın olduğudur. Anında gelen küçük bir rahatlama, uzun vadede gelecek büyük bir kazançtan daha güçlü biçimde bağ kurar. Zararlı alışkanlıkların neden bu kadar dirençli olduğunu büyük ölçüde bu zamanlama farkı açıklar: maliyet ileride ve belirsizken, rahatlama şimdi ve kesindir. Aynı mantık kurmak istediğiniz alışkanlıklar için de geçerlidir. Uzun vadeli faydasını bildiğiniz bir davranış, sırf faydası bilindiği için yerleşmez. Davranışın hemen ardından fark edilir bir şey gelmesi gerekir, bu bazen yapılanın kaydını tutmak kadar basit bir işaret olabilir. Ödülün her seferinde gelmesi de şart değildir. Aksine, bazen gelip bazen gelmeyen sonuçlar davranışı daha da dirençli hale getirir, çünkü belirsizlik beklentiyi canlı tutar. Bildirim akışlarını ve sonu gelmeyen kaydırma hareketini bu kadar yapışkan yapan mekanizmanın bir parçası budur. Aynı özelliği kendi lehinize kullanmak da mümkündür.
Bağlam değişince ne olur
Alışkanlıklar bağlama bağlı olduğu için bağlam değiştiğinde zayıflarlar. Ev değiştirmek, iş yerini değiştirmek, çalışma saatlerinin kayması ya da seyahat, eski ipuçlarını ortadan kaldırır ve otomatik davranış tetiklenmez hale gelir. Bu, davranış değişikliği için sıradışı bir pencere açar. Yeni bir düzene geçtiğiniz ilk haftalar, hem kurmak istediğiniz alışkanlığı yerleştirmek hem de bırakmak istediğinizden uzaklaşmak için en elverişli dönemdir. Aynı gerçeğin ters yüzü de vardır. Eski bağlama döndüğünüzde, aradan uzun zaman geçmiş olsa bile eski davranış şaşırtıcı bir hızla geri gelebilir, çünkü ipucu ile davranış arasındaki bağ silinmemiş, yalnızca üzeri örtülmüştür. Bu yüzden nüksü kişisel bir başarısızlık gibi okumak yanlıştır. Pratik sonuç iki taraflıdır. Bir alışkanlığı bırakmaya çalışıyorsanız, eski bağlama dönerken buna hazırlıklı olun ve o günler için önceden bir plan yapın. Yeni bir alışkanlık kurmak istiyorsanız da taşınma, işe başlama ya da dönem değişikliği gibi anları bekleyin. Aynı çabanın karşılığı bu pencerelerde daha yüksektir.
İrade miti
İrade anlatısı, davranış değişimini kişinin karakterine indirger ve bu yüzden hem yanlış hem de işe yaramazdır. Aynı kişi, ipuçlarının farklı olduğu iki ortamda çok farklı davranır. Bu, kişinin bir ortamda güçlü diğerinde zayıf olduğu anlamına gelmez, ortamların farklı olduğu anlamına gelir. İrade dilinin asıl zararı dikkati yanlış yere çekmesidir. Değiştirebileceğiniz şeyler ipucu, sürtünme, ortam ve sıralamayken, kendinizi yeterince istemekle suçlamak bunların hiçbirine dokunmaz. Ayrıca başarısızlıkta suçun tamamı kişiye yüklendiği için vazgeçme olasılığı artar. Daha işlevsel soru şudur: bu davranışı yapmayı hangi düzenleme kolaylaştırır, hangi düzenleme zorlaştırır. Bu soru kişilikle değil, mutfağın düzeniyle, telefonun yeriyle ve günün sırasıyla ilgilenir. İrade dilinin bir başka sorunu da karşılaştırmaları bozmasıdır. Bir işi kolayca sürdüren birine bakıp kendi eksiğinizi karakterinizde ararsınız, oysa görünmeyen şey o kişinin düzenidir: saatleri, ortamı, sorumlulukları ve engelleri sizinkiyle aynı değildir. Görünen tek şey davranış olduğu için farkı kişiliğe yormak kolaydır, doğru olması gerekmez.
Değişim neden yavaş ilerler
Davranış değişimi yavaştır çünkü otomatikleşme tekrarla oluşur ve tekrar zaman ister. Ne kadar sürede yerleştiğine dair dolaşan kesin gün sayıları güvenilir değildir, süre davranışın karmaşıklığına, ne sıklıkla tekrarlandığına ve bağlamın ne kadar sabit olduğuna göre büyük ölçüde değişir. Daha gerçekçi beklenti şudur: ilerleme düz bir çizgi değildir, aksayan günler sürecin parçasıdır ve tek bir aksama kurulmakta olan alışkanlığı silmez. Bu yüzden ölçüyü kusursuz seri tutmaya değil, uzun vadede toplam sıklığa koymak daha sağlamdır. Aksadıktan sonra en kısa sürede geri dönmek, hiç aksamamış olmaktan daha belirleyicidir. Küçük ve kesin bir başlangıç, büyük ama sürdürülemeyen bir plandan daha çok yol aldırır. Ölçmenin kendisi de bu süreçte yardımcı olur. Yapılan günleri işaretlemek, ilerlemenin hissedilmediği dönemlerde elinizde bir kanıt bırakır ve nerede aksadığınızı gösterir. Kaydın amacı kusursuz bir seri üretmek değil, gerçeğe yakın bir tablo tutmaktır. Aksadığınız günü de yazmak, kaydı cezalandırma aracı olmaktan çıkarır.
Bu sayfa bir kavramı anlatır, tanı koymaz ve tedavi önermez. Kendinizde ya da yakınınızda haftalardır sürüp giden, işinizi, uykunuzu veya ilişkilerinizi bozan bir sıkıntı görüyorsanız bir psikolog, psikiyatrist veya psikolojik danışmana başvurun. Değerlendirmeyi ancak sizi karşısına alan bir uzman yapabilir.